Bir Buket, Bir Ömür
Hikmet Dalbudak 1987'de Kapadokya'dan İstanbul'a, elinde tek bir bavul ve yaban çiçeklerinin kokusunu taşıyarak geldi. Beyoğlu'ndaki ilk dükkânı — bugünkü atölyemizin birkaç sokak ötesinde — 20 m²'lik bir eski bakkaldı. Duvarına yazdığı tek cümle: "Bu buket kime gidecek?"
O yıllarda İstanbul'da çiçekçilik "bir düzine kırmızı gül" demekti. Hikmet Bey farklı bir yol çizdi: müşterilerinin hikâyesini dinledi, sonra her buketi o hikâyeye göre sardı. Bir anneye biberiye, "bereket olsun" diye; bir öğretmene papatya, "umut taşısın" diye.
İkinci kuşak — oğlu Mustafa — dükkânı Turnacıbaşı Caddesi'ne taşıdı, müşteri çevresini genişletti, ilk kurumsal abonelik modelini başlattı. Ancak Mustafa'yı 2010'da genç yaşta kaybettik. Bu kayıp, ailenin çiçeğe olan bağını acı bir şekilde pekiştirdi.
Elif Dalbudak — Hikmet'in torunu — dedesinin ellerinde büyüdü. İstanbul'da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Endüstriyel Tasarım bölümünü bitirdi (2012), ardından Hollanda'da Boerma Instituut'ta çiçek tasarımı sertifikası aldı (2014). İstanbul'a döndüğünde "field-to-vase" felsefesini atölyeye getirdi: her çiçek mümkünse yerel çiftçilerden, mevsiminde, en taze hâliyle.



